Textfeld: 						












AŞIK BÜRYANi
Doğum Yeri: Kısas Köyü - Şanlıurfa
Doğum Tarihi: 1926
Ölüm Tarihi: 07.11.1990
Adı : Hamdullah	
Soyadı: Aykut	
Mahlası: Kemteri-Büryani

	Aşık Büryani Kısas köyünde(şimdi Belde) 1926 yılında doğdu. Cumhuriyetten hemen sonra 1929 yılında kurulmuş İlkokula ilk giden insanlardan biridir. Cumhuriyet döneminin ilk okuyup yazanlarından olmasına rağmen memuriyet vb görevler yapmamış yapmak da istememiştir. Ancak köyünde çiftçilik yapmayı memuriyet vb işlere tercih etmiştir. 1942 yılında İzmir Gaziemir Topcu Birliginde askere alınan Asık Büryani, birlikten 1945 yılında terhis olur.
	Aşık Büryani, Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat, Dört Kapı ve Kırk Makam hakkında genis bir bilgiye sahip olup, tasavvufi düşünce sistemini iyice kavramış, okumayı cok seven, sevgiye, saygıya, kültüre değer veren.Özelikle Nabi, Ziya Gökalp, Kerbela, Urfa Tarihçesi, Namık Kemal, Öldükten sonra Yaşayanlar,Hacı Bektaş-i Veli, Kul Himmet, Şah İsmail, Ömer Hayyam, YediUlular, İncil, Tevrat, Zebur, Kur’an, Faziletname, Hüsniye, Kumru, Bektaşiliğin İç Yüzü  gibi Edebiyat ve Tasaavuf konularına ilgi gösteren okumaya meraklı bir Aşık. Çok güzel cura çalan Aşık Büryani Hacı Bektaş Postnişinliğinden icazetli olduğundan dedelik hizmetini de yapıyordu.
	Çocuklarının ifadelerine göre; Büryani herkesin okumasını arzu eden, okuma zevkini aşılamaya calışan, yardım seven, cok okuyan, küskünleri barıştıran köyde yeni evlenenlerin nikahını kıyan(Alevi inancına göre), iş bitiren sağlam karakterli bir kişiliğe sahipti.
	Aşık Büryani bütün şiirlerini kendi el yazısıyla yazdığı iki defterde toplamış. Eski ve yeni yazıyı bilen Aşık Büryani; Büryani mahlasını nasıl aldığını el yazması defterinde şöyle anlatmaktadır. "23.3.1977 günü Hacı Bektaş-ı Veli evlatlarından Muharrem Sefa Efendi bize geldi. Yanında Gazi Antep'in Haral Köyü'nden Ali Dede, Adanalı Mürteza Dede ve hanımı bize geldiler. 23 Mart'ı 24'e bağlayan gece muhabbete başlandı. Aşık arkadaşlardan deyiş söylemeye fırsat bulamadım. Halime agah olan o Sultan nutkeyledi. üç parça söyledim. İrticalen söyleyişimizi çok şükür kabul kıldı. Mahlasımı Büryani koydu.''
	Hamdullah Aykut o gece irticalen söylediği deyişinin son dörtlüğünü şöyle bitirir;

''Arşın demanında Nebi-yi zişan
Akıl idrak etmez bu sırra insan 
Hamdullah ciğerim olmuştur Büryan
Yandım ateşine İmam Hüseyin''

	M. Sefa Efendi son mısrada büryan sözcüğünü duyar duymaz Hamdullah'a, Büryani diye seslenir ve mahlasını koyar. Büryani zamanımızın en büyük Ozan ve Aşıklarından Dertli Divani‘ninde babasıdır.Eşi Fatma’dan 11 çocuğu olan Aşık Büryani 7.11.1990 tarihinde vefat etmiştir.(Ruhu Şad olsun) mezarı Kısas Beldesindedir. Buraya onun sadece piyasada bilinen eserlerinden (Telif Hakları Kanuna uymak istediğimiz için) bazılarını yazacağız.


ESERLERİNDEN BAZILARI :
   


















































AŞIKLAR VE OZANLAR

 

YOL NERDE KALDI

Gayrı harap oldu bozuldu cihan,
Eski gidişatla yol nerde kaldı.
Bozuldu bağ bahçe gitti bahçıvan,
Bülbülün konduğu gül nerde kaldı.

Eski günlerimiz bahar yaz idi.
Bahçemize konan şahin baz idi.
Her günümüz muhabbetle saz idi.
Hoş avazla öten tel nerde kaldı.

Şimdi bir huyumuz gitmiyor hoşa,
Kimi ağa oldu kimisi paşa,
Atlas libas giyen geçiyor başa,
Hani aba, hırka, şal nerde kaldı.

Kime ne diyem de ben kime küsem,
Yağmur gibi yağam yel gibi esem,
BÜRYANİ hasbihal olayım desem,
Müşkül danış
acak kul nerde kaldı.

 

NASİHAT

 

Gel beri gûftumu gûşeyle gafil,

Bilmezmisin niye geldik cihana,

Elest-i Bezm’ini hele bir düşün,

İspatı imtihan geldik bu hana.

 

Bu mihnethanenin sefası yoktur,

İkrar bend olana cefası çoktur.

Dört Kapı ,kırk makam cümlesi haktır.

Var ilet özünü Şah’ı hubana.

 

Vefasız bu yolda basamaz kadem.

Fehmeyle bu sözü adem ol adem,

Zikreyle Muhammed Ali’yi her dem,

Der BÜRYANİ vuslat olduk canana.

 

 

KELP  ÜRÜR  KERVAN YÜRÜR

 

Kelp ürür kervan yürür,

Cümlemizi hak görür.

Sadık muhip olanlar,

Hak yolunda can verir.

 

Can veren payın alır,

Münafıklar dûr olur,

Riya ile gidenler

Azaba düçar olur.

 

Kırklar kurdu bu yolu

Yarap sen gör bu hali

Hüseynin hakkı için,

İslah eyle sen bunu.

 

Der Yemen pêş Yemeni,

Pêş Yemen der Yemeni,

Merdudu şekk-i murdar,

Varsın tan etsin meni.

 

Der BÜRYANİ Ene’l Hak,

Hakk ademdedir mutlak,

Eğer inanmaz isen

Gel Kelamullah’a bak.

 

LÜTFET SULTANIM

 

Canlı cansız cümlemiz bir nesneden,

Varoluyor bu bir hikmet sultanım,

Canâna aittir bu can-ı beden,

Kabul etmek cana minnet sultanım.

 

Sevip aşık olmak ezelden bahtım,

Yar san kadimdir ikrarım ahtım,

Senin çün bezendi sinemde tahtım,

Aha teslim oldum hükmet sultanım.

 

BÜRYANİ’yem geldim mürvete düştüm.

Malımdan canımdan serimden geçtim.

Gerçi ezel aşkın meyinden içtim.

Dest-i kudretinle lütfet sultanım.